Drişti - Daha azı ile daha çok


Şu sıralar derslerde çokça drişti anlatıyorum. Drişti, yoga pratiği esnasında bakışları yumuşakça sabitlemek üzerine bir teknik. Denge sağladığı için ders içinde hocanın genellikle denge gerektiren pozlarda vurguladığını görürsünüz. Ancak tüm pratik esnasında uygulayabileceğiniz ve uyguladığınızda da şifasını ziyadesiyle görebileceğiniz bir teknik. Ancak teknik detaylara girmeden önce biraz gündelik hayattan ve algıyı sınırlandırmanın genel mantığından bahsetmek istiyorum.


Gün içerisinde gözlerimiz sürekli olarak bir şeyler görme telaşı içinde fıldır fıldır dönüyor. Teknoloji dünyası içinde görsel bir bombardıman altındayız ve bir şeyler kaçırma kaygısı içinde sürekli olarak bir daldan bir başkasına atlıyoruz. Özellikle akıllı telefonlarımız sağolsun bu taarruza sabah gözlerimizi ilk açtığımız andan başlayarak akşam kapatana dek maruz kalabiliyoruz. Zararlı ışıkla bozulan uyku düzeni ve sürekli uyarı altında kalıp dengesi bozulan sinir sistemi ne kadar önemli olsa da bu yazıda vurgulamak istediğim asıl mesele yanında ikinci planda kalıyor. Asıl mesele zedelenen dikkat etme kapasitemiz.


Bakışlar neredeyse dikkat oraya kayıyor ve dikkat neredeyse yaşam enerjisi, can, prana oraya akıyor. Dikkat ettiğimiz şeyle besliyoruz kendimizi. Nasıl ki yediğimiz her şeyin bir besin değeri varsa, baktığımız, dikkatimizi yönlendirdiğimiz şeyler için de aynısı geçerli. Baktığımız ve gördüğümüz her şeyi gözlerden içeri, zihnimize, psişemize alıyoruz. Maalesef ki özellikle dipsiz bir kuyu olan dijital dünyada kontrolsüzce gezindiğimizde tükettiğimiz şeyler abur cubur oluyor çoğunlukla. Benim şahsen “bunu keşke görmez olaydım” ve “bugünlük bu kadar internet yeter” dediğim çokça oluyor. Bunların bir kısmı gereksiz yere zihnimi hatta kimi zaman rüyalarımı meşgul ediyor. Zira her besinin olduğu gibi bunların da bir sindirimden geçmeye ihtiyacı var. Sizinkini bilemem ama benim dikkatim kıymetli ve bu kirliliği hak etmiyor.


Eskiden aydınlanmanın oldukça fazla bilgiye erişmekle mümkün olduğunu düşünürdük. Günümüzde ise asıl beceri cebimize kadar giren sonsuz bilgi kalabalığı içinde doğru bilgiyi ayıklayıp geri kalanını engelleyebilmek haline geldi. Bunu da dünya ile bağımızı koparmadan ve gündemden tamamen kopmadan yapmamız gerekiyor. Bunu başarabilirsek belki daha az şey ile meşgul oluyoruz ama o az şeyin içine daha çok girerek daha fazlasını elde edebiliriz.


Bu fıldır fıldır olma durumundan dikkat ettiklerimiz kadar nasıl dikkat ettiğimiz de etkileniyor. Bir şeye odaklanıp kendimizi vermek yerine sürekli bir aşağı kaydırma modundayız. Yoga’da derinleşme, bir konuda uzmanlaşma ve hatta ruh sağlığımız, dikkatimizi doğru bir şeye uzun süre odaklayıp onun içine derinlemesine dalmakla mümkün. Drişti tekniği, Patanjali’nin bahsettiği 8 basamaklı yolda özellikle dikkati içeri topladığımız Pratyahara ve konsantre olduğumuz Dharana basamaklarında ön plana çıkıyor. Ayrıca fiziksel bir tekniğin ötesinde bir “içgörü” geliştirmek için de baktığımız şeylerin sınırlı algılarının ötesine geçebilmemiz önemli. İnsan canlısı olarak görsel algılarımız sinir sistemimizin en derin katmanlarında yer alıyor ve hayat deneyimimizde oldukça büyük bir yer kaplıyor. Ancak bilimin de bize söylediği gibi görsel algılarımız ışık dalgalarının belli bir kısmını kapsayacak şekilde oldukça kısıtlı ve görebildiklerimizin ötesinde çok daha büyük bir gerçeklik var. Yoga bize bu sınırlı algının ötesinde olanı kavramamız için araçlar sunuyor.


Öyleyse drişti tekniğimize geri dönelim. Pratik esnasında bakışları sabit bir yere yumuşakça yerleştir. Nereye baktığın değil, nasıl baktığın önemli. Baktığın şeyi delercesine görmek yerine görüş alanının içerisine dahil olan her şeyi farkındalık alanına dahil et ve gözlerin yuvalarında rahatlamasına izin ver. Bırak bu rahatlama göz çevresine yayılsın. Kaşların altındaki deri ve iki kaşın ortası rahatlasın. Saçların altındaki deri yumuşasın; çene kasları, boyun ve boğazda bir gerginlik varsa çözülmesine izin ver. Dikkatin daldan dala atlama eğilimini farket ve bakışlarını etrafta dolandırmak yerine yumuşakça bir yere yerleştir ve dikkatini içerideki deneyime doğru yönlendir. Şöyle tara bir bedeni içeriden, her bir beden parçasını dahil et poza. Az ya da çok çalışan kasları, gerginliğin fazla olduğu ya da fazla pasif kalmış bölgeleri algıla. Organize olsun tüm beden, enerjinin bedende eşit bir şekilde yayılmasına izin ver. Nefesin bedende yarattığı duyumları hisset, hissettikçe aksın nefes kendiliğinden ve özgürce, beslesin bedendeki dokuları. İçerideki diyaloğu farket, bak bakalım zihin neler anlatıyor sana. O kadar çok şey oluyor ki içeride ilgilenmen gereken. Bakışlar yumuşasın, dikkati dışarıdan al içeri yönlendir. Meditatif hale gelsin yaptığın poz. Biraz daha yavaşlayıp yeterince derinleşebilirsen bu içgörü halinde belki dikkati kaynağına kadar takip edebilir, o bütünlük haline dokunabilirsin. İşte asıl lezzet orada.

Etiket ile ara