Gerçek Yenilik


Yoga pratiğinde aynı pozları tekrar tekrar yaptıkça sıkılma eğilimi olduğu bir gerçek. Eğer belirli bir dikkat ve hassasiyet içinde yapmıyorsan zihin hemen ortaya çıkıp bilmem kaçıncı kez yaptığın ikinci savaşçı için “hey dostum, bu pozdan alacağımızı aldık, yeni bir poza geçsek olmaz mı artık?” demeye başlıyor. Elbette bedeni yeni şekillere sokmak birçok anlamda güzel bir şey ancak o yakındığın aynı poz gerçekten aynı poz mu yoksa orada kaçırdığın bir şeyler olabilir mi?


Hepimizin sürekli tekrar eden kendine özgü duygu, düşünce ve davranış kalıpları; alışkanlıkları ve huyları var. Bunların bir kısmını içinde yetiştiğimiz toplumdan, çevremizden ve hatta belki de hiç tanımadığımız aile geçmişinden doğrudan alıyoruz, bir kısmını da kendi meşrebimize göre bir şekilde zaman içinde ediniyoruz. Bu alışkanlıkların bazılarının farkındayız belki ancak hatırı sayılır bir kısmı da farkındalık alanımız dışında kalıyor. Bunların bir kısmı da maalesef ki hayatımıza hizmet etmeyen ve hatta yıkıcı şeyler. Zihin kendisine derin bir keşif alanı sunan ikinci savaşçıdan kaçınırken ironik bir biçimde bu yıkıcı alışkanlıklara sıkıca tutunma eğiliminde. Tanıdık olanın konforu yıkıcı dahi olsa zihnin işine geliyor. Zira bu kısır döngüden çıkabilmek hiç de kolay bir şey değil ve işte yoga tam da bununla ilgili.


Yoga bizim hakikaten yenilik yapmamıza, farkındalığımızı derinleştirip hayatımızı şekillendiren alışkanlıklarımızı dürüst, net ve berrak bir şekilde görmemize ve konfor alanımızdan çıkıp bize hizmet etmeyen döngülerden çıkabilecek gücü kazanmamıza yardım eder. Yoga bize kendi zihnimizle, egomuzla, bedenimizle ve dünyayla yeni bir ilişki yaratacak araçlar kazandırır.


Canlı olan her şey sürekli bir hareket ve değişim içinde. Asıl mesele bir şeylere sıkıca tutunmayı seven zihni bu değişime uyumlamakta. Farkındalık içinde yapılan bir yoga pratiği tam da buna hizmet ediyor. Herhangi bir zaman içinde ikinci savaşçı pozuna girdiğinde ne sen aynı sensin, ne de yaptığın poz öncekilerin aynısı. Dikkati şu an içinde olanda hiç bir şeyi eksiltmeden, dürüst ve nesnel bir tavırla tuttukça bir hassasiyet ve netlik doğuyor. Hareket ve değişimin içinde kendi alışkanlıklarında ısrarcı olan zihni berrak bir şekilde gördükçe hem görme biçiminde hem de gören gözlerinde bir değişim meydana geliyor. Daha doğrusu zaten değişen ve hareket içinde olanla kendi bireysel aklının uyumlanması diyebiliriz buna ya da kısacası adapte olma ve evrimleşme.


Ancak gerçek bir değişim ile şekil değiştirmeyi ayırt etmemiz lazım. Saç stilini değiştirdiğinde ya da kendine yeni kıyafetler aldığında yaşadığın şey hoş bir şekil değişikliğinden ibaret. Hatta belki yeni bir ülkeye taşındın ya da yeni bir insanla yeni bir ilişkiye başladın. Ancak aynı kısır döngüleri bu yeni alanlara taşıdığın sürece gerçek bir dönüşüm mümkün olmayacak. Gerçek dönüşüm kolay değil ve güç gerektiriyor. Yogada aradığımız güçlenme bununla alakalı. Bedeni şekilden şekile sokmak kolay. Düzenli bir pratik ile aslında çok da uzun olmayan birkaç yıl içinde çeşitli akrobatik pozlara girebilirsin. Asıl zor olan belki de nesillerdir süregelen yıkıcı döngülerden çıkabilmek ve asıl değişim işte bu. Ancak artık bırakman gereken ağırlıkları ortadan kaldırdıkça hakikaten yeni bir şeylere alan açılabilir (yoga pratiğinin ateşinin yani tapas’ın da yardımıyla). İrade gücünü asıl yapılması gerekenleri ne kadar zor olursa olsun yapmak için, niyet etmeyi de irade gücüne yön vermek için kullanman gerek.


Yoga hakiki bir yenilik, inovasyon, reform yapmak ve evrimleşmek ile ilgili. Bu da farkındalık içinde algıda hassasiyet ve berraklık kazanıp kendi yıkıcı döngülerimizi olduğu gibi görmekle ve niyetlerimizle yön verdiğimiz irade gücünü de bu döngülerden çıkmak için kullanmak ile mümkün. Böylelikle sürekli bir hareket ve değişim içinde olan hayatın tazeliğinden beslenerek büyüyüp yeşerebiliriz.


Etiket ile ara